Gündem düştü, ‘evrim’ tartışmasını başlatmanın zamanıdır!

İnternet Ansiklopedi'sinden No Comments »
BİR dostum Amerika’da “genlerle ilgili yapılan” bir araştırmayı gönderdi. Konusu sadece “genler” değil, genlerin “matematiksel” olarak ele alınması. İnsanoğlu “milyarlarca yıl sonunda ortaya çıkıverdi” diyen herkes dikkatle okumalı! Ve neden “olmayacağını-olamayacağını” görmeli.
Sevgili dostlar, bu çalışmadan yola çıkarak ve bugünün pazar olmasından da yararlanarak izninizle “milyarlarca hücrenin mükemmel bir şekilde bir araya gelişini” tartışmak ve daha önceki yazılarımda gözden kaçırdığım bazı noktaların altını çizmek istiyorum. Kimilerine göre bu oluşum “bir zekânın bilinçli bir araya getirmesi”, kimilerine göre “random-rastlantısal” bir “gelişme” yani “evrim”.
Dedim ya biraz matematik bilen herkes için “rastlantısallık” fazla iyimser bir kavram. Canlı hücre yapısını bırakın bir kenara, “sadece bir atom” alalım, yanlış anlamayın “atomu da” örneklemede kullanmayacağım, sadece içine bakalım ve “rastlantı sonucu milyon-milyar yıllar sonucu oluştu” denilen “elektron” yapısını inceleyelim… Detay çok ilginç ve kaçırmamamız gerekli: Bir atom içinde en çok dikkat çeken nokta, çekirdeği elektrik yükünden oluşan bir zırh gibi kuşatan elektronların atomun içinde en ufak bir kazaya yol açmamaları! Olsa ne olur? Felaket olur! Madde olmaz! Biz olmayız!
Peki matematiksel olarak “felaket sınırında dolaşan” ve “olması ihtimali” yüksek olan böyle bir kaza neden asla gerçekleşmez? Matematiksel olarak “mümkündür” ama olmaz. İşte ayrıntı da burada gizli; ihtimal var ama asla olmaz! Aslında “yaradılışın makro düzeni gereği” olmaması da doğal. Tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir sistem içinde devam eder. Çekirdeğin çevresinde saniyede 1000 km. gibi akıl almaz bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, birbirleriyle bir kez bile çarpışmazlar. Birbirlerinden herhangi bir farkları bulunmayan bu elektronların farklı farklı yörüngelerde bulunmaları, son derece şaşırtıcıdır. Şimdi düşünün; atomdan, hücreden, atomların, hücrelerin “birleşmesinden” vazgeçtim, elektronlar “dahi” mükemmel bir “uyum içindedir” ve bu uyum “varoluştan” bugüne devam eder.
Sevgili dostlar, belli bir “ortak bilinç düzeyinin olup olmadığı” tartışılabilecek canlı yapıları bir kenara bırakalım ve diyelim ki; “evrim sonucu onlarda matematik olasılıkları sınırlarda kullanan ortak bir bilinç gelişti”! Ya içinde yaşadığımız sistem. Bizi uzaya doğru savrulmaktan koruyan “yerçekimi” gibi kurallar bileşkesi. Nefes almamızı sağlayan, güneşin bizi yakmasını önleyen yapı.
Sonuç: Arkadaşımın gönderdiği “genlerin matematiksel algısı” çalışması sonrasında eski notlarımı gözden geçirip sizlerle paylaşmak istedim. Bir kez daha vardığım sonuç çok açık ve net: Bir “zekânın müdahalesi” olmadan bugün gördüğümüz “mükemmel organizmaların” ortaya çıkma ihtimali, hatta bir “genin oluşma” ihtimali matematik olarak “0″. Bu “oluşamama gerçeğine” üzerinde yaşadığımız sistemin “ortaya çıkma ihtimali” ve “yerçekimi” gibi sistemin bileşenlerini de ekleyin; varacağınız sonuç hep aynı: “Olur” diye sorgulanması dahi “abes”!
Son söz:
Bence artık “evrimi-rastlantısallığı-olmazlığını” değil, sistemi anlama adına “yaratıcı zekâyı” bilimsel yöntemlerle “nasıl ortaya koyabiliriz”i sorgulamalı ve en önemlisi “bu zekânın” kurallarını formüllerle algılayarak “hayatımızın akışını” kolaylaştırmayı araştırmalıyız. Eminim ki; kanserin tedavisinden fosil yakıtlardan nasıl kurtulacağımıza kadar birçok “sebep-sonuç ilişkisi” gözümüzün önünde duruyor ama insanlık olarak göremiyoruz! Bu noktada lütfen dikkat buyurun; anlattığım “dinsel detaylar bütünü” değil, tam tersi “yaratıcıyı” duygu ve düşüncelerden kurtararak “akıl ve bilinç” eşliğinde algılama-sorgulama dinamiği. Düşünenlere yardımcı çoktur! Düşünelim!
Yiğit Bulut-15 Mart 2010 Pazartesi Habertürk Gazetesi

Arkadaşlarla Açılan Paha Biçilmez İftar…

Hakkımda No Comments »

Vay be,hayat belkide son kez bir lise mezunu olarak kesiştirdi yollarımızı.İsimlerini zikretmekte bir beis görmüyorum:Can,Emre,Nurdila,Çağla ve Gamze.Kendilerine burdan selamlarımı tekrar ve tekrar iletiyorum.Zannediyorum bugün hep beraber çok güzel ve yorucu bir gün geçirdik.

Benim günüm dersaneye uğramakla başladı sonra üniversite kaydı için fotoğraf çekimiyle devam etti.Fakat bunlar pekte önemli olmayan başlangıçlardı.Sadece bir şey dikkatimi çekti.Onu atlamak istemiyorum.Dersane merdivenlerde duvarlarda geçen sene bizim nereleri kazandığımız ile ilgili yazılı kağıtlar vardı.Ben bu merdivenlerden aşağı inerken yukarı çıkan iki Öseseus bu kağıtlara baka baka ilerliyorlardı.Biri diğerine “Aa,ne güzel bölümleri kazanmışlar!” dedi.Acaba benim o bölümlerden birini kazandığımı bilse ne düşünürdü =).Böyle bir olayın bu şekilde tezahürü ilginç bir tevafuk oldu.Ama hoştu =).

Bundan sonrası.İşte asıl güzel hikaye.Önce okulmuzu ziyaret ettik.Değerli öğretmenlerimizden bir kaçını gördük,görüştük.İyi temennilerini aldık.Sonrada saatimize baktığımızda henüz iftara “çok” saat olduğunu farkettik.Fakat işin aslı o “çok” dediğimiz saat dakikalar gibi geldi ve geçti.Hoş sohbetler,güzel hayaller ve eğlenci koşuşturmalar sonucunda iftar yemeği vaktine geldik.Her ne kadar iki kelime bir tamlama olarak geçtiysemde her eylemi,hepsi ayrı ayrı güzellerdi.Tarifi çok güç.Birlikte geçirdiğimiz güzel yıllardan sonra her tamlama da ayrı anlamlar kazanıyor.Her ne kadar dışardayken bu sıcakta oruç tutmak çok zor oluyor diye sızlanılıyorsada inan çok da zor olmadı.Gezdik,koşuşturduk,dinlendik,sohbet ettik.Hepsi bu güzel Ramazan gününü daha da güzel hale getirdi.

Bu güzel gün belki bir son.Zor kabullenmek ama belki bir gün şirinleri bile görebiliriz. =)

Bir Başka Ramazan Arefesi

Hakkımda No Comments »

Uff, sıcaklara bak bu Ramazan nasıl geçer? Kavrulur muyuz ki acaba susuzluktan? Hareket edicek gücümüz kalır mı , gibi sızlanmalardan uzak bir yazı yazmak istiyorum.Allah verir kolaylığı, nede olsa beni sıcak havalarda sıvı tüketimine muhtaç yaratan da O, Ramazan ayında oruç tutmayı farz kılanda O. Eğer farz yaptıysa kolaylığını da vermiştir yanında.

Bu Ramazan benim bir okulum yok. Belkide diğer Ramazanlardan en büyük farkı bu benim için. Henüz belli olmayan birçok şeyle birlikte giriyorum. Birçok arkadaşımda benimle aynı kaderi paylaşıyor sanırım.Pek gerçek gündem gibi durmasada bizim gibi birçok gencin büyük dertlerinden biri  Ramazan başlamasından birkaç gün sonra nihayetlenecek.

Bu Ramazan artık televizyonlarda yaşlı ve çocukları görmek istemiyorum,çorba ve kola reklamları da lütfen ekranlardan uzak olsun.Bir de o Osmanlı aromalı ne idüğü belirsiz market ve ürün tanıtım reklamları da unutulmamalı.Buradan reklamcılara sesleniyorum,azıcık geliştirin kendinizi hep aynı hep aynı gerçekten sıktı.

Onlar nerde o eski Ramazanlar diyorlar. Bende diyorum. Fakat ben yazımda yaşlı birine söz hakkı vermeyeceğim.Bizzat kendim yazacağım. Nerde derkende yanlış anlaşılmasın, önceki Ramazanlar’da yaptıklarım üzerinden vakit geçtiği için hoşuma gidiyor. Yoksa Ramazanlar arasında fark yok başka.

Ramazan deyince hep bir koku gelir burnuma.Zannım odur ki bu koku küçük bir çocukken bir Ramazan ayında çakılmış beynime. Çok hoş bir koku,tarifini yapamıyorum.Benzeri şey başka birkaç kelime söylenince de oluyor, her birinin kendine has bir kokusu oluşuyor burnumda. Hepsi güzeller.

Düşünce birliğinden ve toplum istifadesinden uzak oldu yazım,zaten bunlara ihtiyacım da yok benim.Nihayetinde okudğum yazıdan anlam çıkarmak isteyen kişi de benim.Bir başkasının derdimi anlamasına ne gerek var? Eğer okuyorsan da alınma sende anlaman gerekeni anlamışsındır.

Zaman Oynar Bizle

Denemelerim No Comments »

Anılar sadece insanı sıkıştırmak için mi varlar acaba?Bak giden gitti,sevsen de sevmesende  geçen geçti.Artık geri dönüşün yok.Hayat ileriye doğru yaşanır demek için mi varlar?Diyot gibi tek tarafa gider bu elektrik mi diyorlar?

Düşündüğünde,hatırladığında belkide tekrar tekrar yaşamak istediğin milyonlarca şey çıkıyor.Her şey tamamlanmamış biraz,eksikleriyle kabul etmek mi gerek?Tıpkı filmin en heyecanlı yerde bitmesiyle serinin ikinci filmi çıkar mı diye beklermiş gibi.Tek farkla,o ümitle beklediğimiz film belki ikinci filmini çıkartıyor ama hayat bize ikinci bir film şansı hiç vermiyor.Tekrar oynat düğmesi olsa basıp basıp oynatabileceğiniz anlar sizi asla gelmemek üzere hazin şekilde terkediyor.Elinizde “Ben bu anı yaşadım.” diyebileceğiniz kanıtlarınız size aslında o anı hatırlatarak dönüşü olmayan yolu göster miyor mu ?

Oyuncular aynı kalsa,sahne aynı kalsa,senaryo birazcıkın değişse.Sonra tekrar oynasak?Yeni kelimelerle yeni hareket mimik ve jestlerle.Nihayetinde bir oyun değil miydin sen dünya hayatı, neden korkuyorsun aynı senaryoyu tekrarlatmaktan…

Dalga geçer gibi.İşte bu zamanlarda belkide beynimize verilmiş en güzel hediye oluyor “unutmak”.Ve bir daha bir hatırlatan çıkana kadar tamamen düşünce dışına taşımak.Üst benlikten kovmak,altlara kilere saklamak,ızdırabı dindirmek amacıyla.

Zaman oynar bizle,beynimiz ve hayallerimizle…

Yeter çok bile konuştum bu anlamsız kelimelerle…

Edirne Anadolu Öğretmen Lisesi Mezun Forumu Açıldı!

Projelerim No Comments »

Uzun süredir uğraş verdiğimiz ve açmaya çalıştığımız EAÖL mezun forumumuzu açmayı bu akşam başarıyla gerçekleştirdik.Bugün bu amacımıza ulaşmanın verdiği mutluluk içersindeyim.

Nedir, ne değildir bu EAÖL mezun forumu dediğimiz şey.
Biz Edirne Anadolu Öğretmen Lisesi en yeni mezunları olarak daha önceden de servis vermekte olan EdirneAol.Com domaini üzerinden okulumuzun eski&yeni tüm mezunları ve hatta hala öğrenim gören öğrenci arkadaşlarımızı bir araya toplayıp sohbet edebilecekleri bir site açmak üzere yola çıktık.

Sitemize sadece okulumuz mezunları veya hali hazırdaki öğrencileri üye olabilmekte.Böylece mazii hakkında sohbet edilebileceğimiz bir yer açılmış oldu =).E mutluyuz o zaman.

Şahsi Zaman Birimlerim

Denemelerim No Comments »

Herkes dakikasını, saatini, gününü, haftasını, ayını, yılını kendine göre yaşıyor. Peki herkes bu zamanları kendisi yaşıyorsa niye ortak zaman ölçüleri kullanıyoruz ve bunlara son derece sadaketle bağlıyız? Hayat kendimize özelse niye hiç kendi zaman ölçülerimizi kullanmayız?

Ne demek istiyorum? Normal şartlarda adrenalin altında bir insanın “ortak” dakikada kalp atış sayısı 80 civarı oluyormuş. Mesela niye biz kalbimizin 80 defa attığı ana bir dakika demiyoruz? Eğer böyle dersek heyecanlandığımızda adrenaline bağlı olarak kalp atış sayımız artıcak böylece 80 defa atan kalbimiz ”ortak” dakikada mesela 40 sn de atacak. Eğer bu açıdan bakarsak heyecanlandığımızda yaşadığımız o uzun anları da ifade etmekte zorlanmayız herhalde. Çünkü “ortak” 5 dakika süren zaman bizim “şahsi” 8 dakika sürebilir.Veya heyecansız geçen zamanlardan daha kısa sürecektir. “ortak” 5 dakika “şahsi” 3 dakikaya denk gelebilir.

Buna göre gidildiğinde bize olabildiğince uzun gelen günler, haftalar , aylar , yıllar açıklanır. Kısa gelenlerde.

Bazen belkide ihtiyaç duyarız, sadece öylesine söyledim. Belki birgün buna da ihtiyaç duyarsın da hatırlarsın beni diye.

Sitem Sitem Güzel Sitem

Projelerim No Comments »

Sonunda 4 gündür üzerinde uğraştığım şahsi site scripti bitti.Bir çok özelliği var.Gerçi aynı başlığı İngilizce bloguma da açtım fakat buraya da açma gereği gördüm çünkü canım istedi.

Scriptin maharetlerinden bahsetmek isterim elbette.

Anasayfasına ister böyle bloglara açtığım konuları ekleyip link verebiliyorum istersem bloglarda olmayan yeni yazı yazabiliyorum.İletişim paneli yardımıyla bana iletmek istediğiniz(eminim ki her insan gibi çok çok,çok çok olan) mesajlarınızı okuyabiliyorum.Ayrıca fotoğraf albümü ekleyebiliyorum.Bu albümlere benim izin verdiğim sürece yorum yapabiliyorsunuz.Vee scriptlerimi ve demo adreslerini paylaşabiliyorum.

Saygılarımla…

EdirneAol.Com Arşiv Açıldı!

Projelerim 2 Comments »

Evet az biraz önce bu siteyi açtık.Nedir ne değildir?Kısa bir açıklayayım.

Bir zamanlar 3 güzide arkadaşım ve ben TeknoYasam.Org isminde teknoloji üzerine olması amacıyla açtığımız sonra amacını ziyadesiyle saptırıp neredeyse sınıf sitesi haline getirdiğimiz bir sitemiz vardı.İçinde bol bol hatıramız vardı.Özellikle adminler için paha biçilmez bir birliktelikti kanımca.Velhasıl bir gün bu siteyi mezun sitesi olmasını planlayarak aldığımız EdirneAol.com da arşiv olarak yeniden açarız diye düşünmüştük.İşte bu o düşüncenin gerçekleşmesi oldu.

Arşiv sadece eski üyelere açık vaziyette açıldı.Eski üyelerimiz eski kullanıcı adı ve şifreleriyle giriş yapabilecekler.Eski konu, mesaj ve anketleri tekrar gezebilecekler.Fakat yeni mesaj gönderemeyecekler.Yani bir nevi 24/7 açık bir müze havasında olacak.Ve işte o şu anda açıldı.

Bir hatırlatmayı da eski üyelerimiz için tekrarlamak istiyorum.Eğer şifrelerini unutmuşsalar ya mail adreslerine yeni şifre istesinler, ki bunun için giriş yaparkenki bölümde bulunan “Şifremi Unuttum!” a tıklamaları gerekiyor, ya da dönem adminlerinden olan birine, değerli arkadaşlarım Nurdila, Can, Emre veya bana ulaşarak bu sorunu çözebilirler.(Zannederim Nurdila sorununuzu bana yönlendirir =))

Umarım hayırlara vesile olur.

Veda-Necip Fazıl Kısakürek

Sevdiğim Şiirler No Comments »
 Veda

Akşamı getiren sesleri dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin.
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin.
Güneşle köye in, beni bırak da
Küçüle küçüle kaybol ırakta.
Bu yolu dönerken arkana bak da
Köşede bir lahza kalıver gitsin.

Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin.

 


 

Necip Fazıl Kısakürek

Birlik-Mehmet Akif Ersoy

Sevdiğim Şiirler No Comments »
BİRLİK 

Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,
Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar
Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsar,

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!


 

Mehmet Akif ERSOY

Mavi Tatil Powered by Wptr ve WordPress
Bu site Tatil ve Gece Gündüz Teması ile guclendirilmistir